Anasayfa › Haberler ›

Kaşif Kozinoğlu'nun Ölümüne İlişkin Adli Tıp Raporu Tamamlandı

Kaşif Kozinoğlu'nun Ölümüne İlişkin Adli Tıp Raporu Tamamlandı
📷 Fotoğraf: TRT Haber Basın Arşivi

MİT eski görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun mezarından alınan örneklerle yeniden başlatılan soruşturmada, ölümün kalp hastalığı nedeniyle gerçekleştiği belirlendi.

ATK 1. İhtisas Kurulu tarafından yapılan değerlendirme neticesinde hazırlanan raporda, 12 Kasım 2011'de Silivri 1 Nolu Ceza İnfaz Kurumu'ndan Silivri Devlet Hastanesi'ne nakledildiğinde ölü olduğu bildirilen Kaşif Kozinoğlu'na, 13 Kasım 2011'de Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince skopi, ölü muayene ve otopsi işlemleri yapıldığı belirtilerek, otopside toksikolojik ile histopatolojik inceleme için örnekler alındığı belirtildi.

Otopsi işleminde kalpte ağırlık artışı, kalp boşluklarında hafif dilatasyon, aortta yer yer ülsere aterom plakları, kalbi besleyen damarlarda yer yer sertleşmiş ve ülsere lümeni hafif derecede daraltan aterom plakları, kalp kesitlerinde hafif solukluk ile yer yer hiperemik alacalı görünüm olduğunun tespit edildiği kaydedilen raporda, Dairenin, 10 Şubat 2012'de Kozinoğlu'nun ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatini bildiren raporu, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği bildirildi.

Raporda, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının 2 Eylül'de, Kozinoğlu'nun ölümünün doğal nedenlerle meydana gelip gelmediği, üçüncü kişilerin müdahalesi sonucu gerçekleşip gerçekleşmediği, kesin ölüm sebebi ve ölüm saatinin tespiti amacıyla, fethi kabir işleminin yapılıp yapılmayacağını sorduğu kaydedildi.

Bunun üzerine ölü muayene tutanağı, ölü muayenesinde çekilen fotoğraflar, olay yeri inceleme fotoğrafları, olayla ilgili Ceza İnfaz Kurumu kamera görüntüleri, 112 acil ambulans servis kayıt formu ile Kozinoğlu'nun 12 Kasım 2011'de götürüldüğü Silivri Devlet Hastanesi'ndeki tıbbi kayıtları ve grafilerinin talep edildiği aktarılan raporda, 12 Eylül'de fethi kabir işlemi yapıldığı belirtildi.

Raporda, Kimya İhtisas Dairesince yapılan incelemede, materyallerde molibden, kadmiyum, antimon, kurşun, kobalt, nikel, arsenik ve vanadyum ağır metalleri tespit edildiği, sistematikteki uyuşturucu veya uyarıcı maddeler, ilaç etken maddeleri ile insektisit ve rodentisitler tespit edilmediği bildirildi.

Fizik İhtisas Dairesince fethi kabir işleminde elde edilen materyaller üzerinde yapılan alfa ve beta radyoaktif madde incelemesinde, materyallerde doğal radyasyon düzeyinin üzerinde radyoaktivite bulgularına rastlanmadığı belirtildi.

Mezardan elde edilebilen kemiklerde yapılan incelemede ise postmortem (ölümünden sonra meydana gelen) aşınma, yumuşama, doku kayıpları ve kırıklar, yeniden canlandırma işlemi neticesinde meydana gelen sternum ve kaburga kırıkları ile otopsi işlemi nedeniyle oluşturulan kesilerin tespit edildiği, bunların haricinde kemiklerde belirgin travmatik ve patolojik bulgu tespit edilmediği ifade edildi.

Raporda, ATK 1. İhtisas Kurulu tarafından yapılan değerlendirme neticesinde, otopsisinde tespit edilen sternum ve kaburga kırıklarının lokalizasyonu ile özellikleri dikkate alındığında, yeniden canlandırma işlemi sırasında husullerinin mümkün olduğu ve mevcut verilerle kişinin travmatik tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı kaydedildi.

Göz sıvısında araştırılan ve tespit edilen potasyumun ölüm zamanı tespiti açısından alınmış olduğu belirtilen raporda, "Ölüm ile otopsi arasında geçen süre itibarıyla normal düzeyde olduğu, fethi kabirden elde edilen tırnak örneğinde, alınan diğer örneklere göre antimon düzeyi yüksek bulunmakla birlikte kişinin uzun süreli olarak antimona maruz kaldığına dair deri bulguları, akciğer hasarı, karaciğer, böbrek ve kalpte histopatolojik olarak doku hasarı bulunmadığı" tespitlerine yer verildi.

Kozinoğlu'nun ölümünden kısa süre önce maruz kalması durumunda, şiddetli mide bulantısı, kusma, ishal, mide ve bağırsaklarda kanama, solunum yollarında alerjik reaksiyon bulguları bulunmadığı aktarılan raporda, aranan diğer ağır metallerin normal düzeyde olduğu, aranan diğer toksik maddelerin de bulunmadığı ifade edildi.

Raporda, ölümün meydana geliş şekli dikkate alındığında, "Mevcut verilerle kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, mevcut verilerle kişinin ölümünün kalp hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, kişiye, göğüs ağrısı başlaması üzerine verilen isosorbid dinitrat etken maddeli ilacın ölüm olayında etkisi ve katkısı bulunmadığı mütalaa edilmiştir." ifadelerine yer verildi.

Kozinoğlu'na yapılan radyolojik inceleme (skopi), ölü muayenesi, otopsi, fethi kabir, radyoaktif inceleme ve alınan örneklerin incelemeleri ile yapılan değerlendirme neticesinde, "Mevcut verilerle kişinin travmatik tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, mevcut verilerle kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı ve mevcut verilerle kişinin ölümünün kalp hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu"na dair tespit raporda yer aldı.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Liverpool'dan İstanbul'da Tarihi Şampiyonlar Ligi Şoku: Fenerbahçe 3-2 Kazandı
Anasayfa › Haberler ›

Liverpool'dan İstanbul'da Tarihi Şampiyonlar Ligi Şoku: Fenerbahçe 3-2 Kazandı

Liverpool'dan İstanbul'da Tarihi Şampiyonlar Ligi Şoku: Fenerbahçe 3-2 Kazandı
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Şampiyonlar Ligi'nde Fenerbahçe'yi deplasmanda konuk eden Liverpool, 69. dakikada öne geçmesine rağmen sahadan 3-2 mağlup ayrılarak kulüp tarihinde bir ilki yaşadı.

Fenerbahçe deplasmanındaki Şampiyonlar Ligi maçında alınan 2-3'lük yenilgi, Liverpool için iki açıdan da eşi benzeri görülmemiş derecede kötüydü.

Veri sağlayıcısı Opta 'ya göre Liverpool, bir Avrupa kupası maçında daha önce hiç bu kadar geç öne geçip karşılaşmayı sonunda kaybetmemişti.

İstanbul'da çarşamba akşamı oynanan maçta oyuna sonradan giren Alexander Isak, 69. dakikada kafayla attığı golle İngiliz devini 2-1 öne geçirmişti. Liverpool, Şampiyonlar Ligi lig aşamasındaki dördüncü maçında hedeflediği dördüncü galibiyeti ancak son düdüğe kadar koruyamadı ve sahadan puansız ayrıldı.

Isak'ın golünden kısa süre sonra Archie Brown, 73. dakikada Fenerbahçe adına eşitliği sağladı. Biraz sonra da santrfor Vedat Muriqi, kafayla attığı golle Türk ekibine 3-2'lik galibiyeti getirdi. Bu pozisyonda Liverpool savunması oldukça dağınık bir görüntü sergiledi.

Reds, bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde savunmada zaten güven vermiyor; dört maçta kalesinde 10 gol gördü. Üstelik Liverpool, şanlı tarihinde ilk kez üst üste üç Şampiyonlar Ligi maçında üçer gol yedi (LASK deplasmanında 6-3, Villarreal karşısında 4-3, Fenerbahçe deplasmanında 2-3).

İkinci yarının ortalarında oyuna giren Florian Wirtz'in ilk 11'de yer almadığı Liverpool, 25. dakikada Trey Nyoni'nin golüyle öne geçti. Kulübün altyapısından yetişen 19 yaşındaki oyuncu, Reds formasıyla çıktığı 32. maçta ilk golünü attı. Nyoni, Liverpool tarihinde bir Avrupa kupası maçında ilk golünü atan en genç oyuncu oldu.

Ancak 90 dakikanın sonunda Nyoni ve takım arkadaşları sevinemedi. Maçta skoru 1-1'e getiren golü, ilk yarım saat dolmadan Mason Greenwood atmıştı. Bu sonuç, Fenerbahçe'nin bu Şampiyonlar Ligi sezonundaki ilk galibiyeti oldu. Türk ekibi puanını beşe yükseltti.

Liverpool ise yenilgiye rağmen dokuz puanla lig aşamasını ilk sekizde bitirme şansını koruyor. İlk sekizde yer almak doğrudan son 16 turuna yükselmek anlamına gelirken, 9 ile 24. sıralar arasındaki takımların önce ara turda mücadele etmesi gerekiyor.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Real Madrid'in Atina'daki Zorlanması Arda Güler'in Yokluğunu Gözler Önüne Serdi
Anasayfa › Haberler ›

Real Madrid'in Atina'daki Zorlanması Arda Güler'in Yokluğunu Gözler Önüne Serdi

Real Madrid'in Atina'daki Zorlanması Arda Güler'in Yokluğunu Gözler Önüne Serdi
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Real Madrid'in AEK Atina karşısında son dakikalarda aldığı galibiyet, takımın hücumdaki yaratıcı orta saha ve Arda Güler eksikliğini gizleyemedi.

Atina galibiyeti, Mourinho'nun ek bir orta saha oyuncusuna olan ihtiyacını gizleyemiyor

Real Madrid'in AEK Atina karşısında elde ettiği heyecan dolu galibiyet, takımın performansında ortaya çıkan sorunları gizlemeye yetmedi; zira Türk oyuncu Arda Güler'in yokluğu, hücum dengesi ve teknik direktör Jose Mourinho'nun takıma daha fazla yaratıcılık ve hücum kurgusunda netlik kazandıracak ek bir orta saha oyuncusuna duyduğu ihtiyaç konusunda soru işaretlerini yeniden gündeme getirdi.

Real Madrid son dakikalarda galibiyeti koparmayı başarsa da, takım bütünlüklü bir maç ortaya koyamadı ve Güler'in saha görüşü ile oyun kurma yeteneği sayesinde sunduğu çözümlerin çoğundan yoksun kaldı. Bu da onun yokluğunu, gerek hücumların organizasyonunda gerekse takım arkadaşlarına yeteneklerini sergilemeleri için daha iyi fırsatlar sunma konusunda etkili kıldı.

" As " gazetesine göre, Real Madrid'in performansındaki düşüşü Vinicius Junior'ın ilk on bire dönüşüne bağlamak kolay bir açıklama gibi görünse de, bu sorunun özüne inmiyor; çünkü mesele, seviyesindeki düşüşe ve maçtaki zorlanmasına rağmen, yalnızca Brezilyalı oyuncuyla ilgili değil, başka bir kanat oyuncusunu sahaya sürmek adına ek bir orta saha oyuncusundan feragat etme şeklindeki taktiksel kararla ilgili.

Mourinho, Güler'i dinlendirmeye karar vererek onu seyahatten ve Atina maçında forma giymekten kurtardı; bu hamle, Portekizli teknik direktörün Mestalla'da oynanacak önümüzdeki Valencia maçına daha fazla öncelik verdiği izlenimini uyandırdı. Nihai sonuç kararı başarılı gibi gösterse de, Türk oyuncunun yokluğunun takımın performansı üzerindeki etkisi maç boyunca açıkça görüldü.

Real Madrid, Güler'in öne çıkan özellikleri olan isabet ve boşlukları okuma yeteneğinden yoksun kaldı; zira hücumları düzenli bir kurgudan ve ölçülü paslardan ziyade daha çok güce ve atılganlığa dayandı.

Türk oyuncu, oyunu kavrayışı, takım arkadaşlarının yaratıcı ve hücum yönlerini güçlendirme kabiliyeti ve top kontrolü sırasında takımın dengesini koruma rolü sayesinde vazgeçilmez bir unsur hâline geldi.

Onun yokluğunda Real Madrid yeniden bir dağınıklık hâline döndü ve beklenenden daha iyi bir görüntü çizen AEK Atina'nın baskısı altında kaldı. Hücum geçişlerindeki cüretkârlığı ve sergilediği teknik kalite sayesinde Aboubakary Koita, Yunan takımının en öne çıkan unsurlarından biri oldu; Jasinovic ve Mayer ise maçın başında dikkat çekerken, Kraliyet ekibi savunmaya dönüşlerde zorlandı ve hatları arasında boşluklar ortaya çıktı.

Eduardo Camavinga'nın performansı yavaş yavaş düzeldi, ancak serbest oynamaya yatkınlığı ve bazen bu roldeki taktiksel sorumluluklardan uzaklaşması nedeniyle merkez orta sahada Aurelien Tchouameni'nin yerini dolduramıyor; bu da Real Madrid'in dengesine yansıdı.

Kraliyet ekibi, sürekli hareketliliği, derinliğe sızma ve oyunun gereklerine göre kanatlara açılma kabiliyeti sayesinde takımı yönetme sorumluluğunu üstlenen Jude Bellingham'ın etkisinin artmasıyla birlikte inisiyatifi yeniden ele almaya başladı. İngiliz orta saha oyuncusunun performansının düzelmesiyle Real Madrid rakibi üzerinde daha büyük bir baskı kurdu; ancak bu, her zaman netlik ve etkinlikle birlikte gelmedi.

Vinicius, AEK Atina savunmacılarını geçmek için gereken boşlukları bulamadı; Mbappe ise hücumları sonuçlandırma bölgesi dışında büyük bir etki gösteremedi, Diomande de sağ tarafta oynadığında aynı tehlikeyi yansıtamadı.

Buna karşılık Real Madrid, Yunan takımının zayıf noktaları gibi görünen iki kanattan yararlanarak Dumfries ve Cucurella'nın hareketleri sayesinde kanatlardan bir hücum çıkışı buldu; bu da Mourinho'nun oyuncularını bu bölgeleri kullanmaya yönlendirmesine yol açtı.

Dalgalı performansa rağmen Real Madrid, AEK Atina iki kez öne geçtikten sonra maçı kaybetmesine dek fırsatlarına sonuna kadar sarıldı. Galibiyet garanti değildi, ancak fikir ve teknik çözümlerdeki üstünlükten çok atılganlık ve arzuyla belirlenen bir karşılaşmada Kraliyet ekibi oyuncularının kararlılığı ve beraberlikle yetinmeyi reddetmeleri sayesinde geldi.

Federico Valverde, finalde sahneyi çalmaya en güçlü adaylardan biriydi; Dumfries'in sağ taraftaki akınları ise Real Madrid'in hücumlarını canlandırmada önemli bir rol oynadı, özellikle 2-2'lik beraberlik golü anında, Bellingham'ın muhteşem pasını değerlendirip Koita'nın arkasına çıktıktan sonra topu Mbappe'ye gönderdi.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Jose Mourinho'dan AEK Atina galibiyeti sonrası Real Madrid övgüsü: "Bu maçları sadece biz kazanabiliriz"
Anasayfa › Haberler ›

Jose Mourinho'dan AEK Atina galibiyeti sonrası Real Madrid övgüsü: "Bu maçları sadece biz kazanabiliriz"

Jose Mourinho'dan AEK Atina galibiyeti sonrası Real Madrid övgüsü: "Bu maçları sadece biz kazanabiliriz"
📷 Fotoğraf: Goal.com Basın Arşivi

Real Madrid'in uzatma dakikalarında AEK Atina'yı mağlup ettiği maçın ardından konuşan Jose Mourinho, takımının son dakikalardaki geri dönüş becerisini övdü.

Jose Mourinho, takımının Yunanistan’da AEK Athens karşısında geriden gelip uzatma dakikalarında dramatik bir galibiyet almasının ardından, yalnızca Real Madrid’in bu şekilde kazanabileceğini düşünüyor. Teknik direktör, Yan Diomande’nin sağ tarafa geçmesi konusunda Vinicius Junior’ı da savundu. Kylian Mbappe’nin Racing Santander deplasmanında kazandığı penaltının kolay verilmiş olduğunu kabul etse de bunun hiçbir şeyi değiştirmediğinde ısrar etti.

Real Madrid, çarşamba günü AEK Atina karşısında bir kez daha geriden gelerek uzatma dakikalarında kazandı. Mourinho'ya göre farkı yaratan şey belliydi. Real Madrid teknik direktörü, maç sonrası basın toplantısında oyuncularının son dakikalarda sonuç alma konusunda eşsiz bir beceriye sahip olduğunu söyledi.

“İlk maçı son dakikada kazandık” dedi. “Elbette daha rahat kazanmayı tercih ederim ama son dakikalara kalan bu maçları... sadece biz kazanabiliriz. Biz... bir bip sesi duymadan söyleyeyim... iş bunu yapmaya geldiğinde gereken cesarete sahibiz. Bunu yapabiliyorsak hepimiz yapabileceğimize inandığımız içindir. Oyuncuların cesareti var.”

Mourinho, Vinicius'un Diomande'yi sağ kanada ittiği yönündeki görüşü de reddetti. “Vinicius hiçbir şeye neden olmadı” dedi. “Diomande, Real Madrid'e yalnızca bir kanatta değil, iki kanatta da oynayabilmek için geldi. Hangi kanatta oynadığı onun için fark etmiyor, hiçbir şeyi değiştirmiyor.”

Brezilyalı oyuncuya yaklaşımında sağ elini mi yoksa sol elini mi daha fazla kullanması gerektiği sorulduğunda Mourinho şakayla karşılık verdi: “Hangisi iyi, hangisi kötü? Sağ el iyi olan mı? Bence... yüzde 80 sağ, yüzde 20 sol.”

İspanyol hakemlerin Tiempo de Revisión programında, o günün erken saatlerinde penaltının verilmemesi gerektiğinin kabul edilmesinin ardından Mourinho'ya, Racing Santander deplasmanındaki lig galibiyetinde Mbappe'nin kazandığı penaltı da soruldu. “Bana göre bu, puan açısından sonucu olmayan bir pozisyon” dedi. “Penaltıyı almasak bile maçı üç, dört ya da beş farkla kazanacağımız bir karşılaşmaydı. Daha fazla gol atmamız gerekseydi atardık ama takım daha fazlasını istemedi.

“Bu ligde kararların sonucu etkilediği diğer maçlardan birini konuşmuyoruz. Bir ‘penaltito’dan [küçük penaltı] bahsediyoruz, kabul ediyorum. Hakemin penaltı olduğunu düşünüp verdiği türden bir karar... kararı değerlendirirken. Bana göre penaltı ama aleyhime verilseydi memnun olmazdım. Yine de konuştuğumuz maçta tartışılacak bir şey yok. Neyi konuşuyoruz? Beş gol atabilirdik, bundan hiç şüphemiz yoktu. Kararların büyük etki yarattığı maçları konuşalım. Bu maçtaki etkisi sıfır.”

Real Madrid'in şu anda 12 puanı var. Mourinho, play-off turundan kaçınmak için yedi ya da sekiz puan daha istiyor. Sıradaki maç cumartesi günü Valencia deplasmanında. Dean Huijsen, Ibrahima Konate, Aurelien Tchouameni ve Arda Guler'in de görev alması bekleniyor.

Bu galibiyetle Mourinho, Şampiyonlar Ligi'ndeki 87. zaferine ulaştı ve Arsene Wenger'i bir galibiyet geride bıraktı. Önünde yalnızca Sir Alex Ferguson, Pep Guardiola ve Carlo Ancelotti bulunuyor.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →
SIRADAKİ HABER Marvel'ın Yeni X-Men Filmleri İçin Wolverine Arayışı Sürüyor: Sürpriz İsim Gündemde
Anasayfa › Haberler ›

Marvel'ın Yeni X-Men Filmleri İçin Wolverine Arayışı Sürüyor: Sürpriz İsim Gündemde

Marvel'ın Yeni X-Men Filmleri İçin Wolverine Arayışı Sürüyor: Sürpriz İsim Gündemde
📷 Fotoğraf: DonanımHaber Basın Arşivi

Marvel'ın yeni X-Men kadrosu için hazırlıkları sürerken, Wolverine rolü için başarılı oyuncu Jeremy Allen White ile görüşüldüğü iddia edildi.

Yeni Avengers filmleri sonrası sinematik evreninde yeni bir döneme geçecek olan Marvel, bu yeni evre için yeni bir X-Men ekibi topluyor. Genç oyunculardan oluşacak bu ekibin önemli bir kısmı kısa süre önce duyuruldu ama Wolverine ve Beast gibi birkaç önemli karakteri kimlerin canlandıracağı hâlâ açıklanmadı. Ancak Marvel o isimler için de görüşmeler başlamış durumda.

Hatırlarsanız geçtiğimiz günlerde gelen haberler Beast rolü için Peter Claffey ile anlaşılmak üzere olduğunu ortaya çıkarmıştı. Şimdi Wolverine oyuncusu da belirlenmiş olabilir. Wolverine Rolü İçin Jeremy Allen White ile Görüşülüyor Hollywood içinden bilgi aktaran önemli kaynaklardan biri olan Jeff Sneider'a göre Marvel, Wolverine rolü için Jeremy Allen White ile görüşüyor.

The Bear dizisiyle yıldızı parlayan White, son dönemde Deliver Me From Nowhere ve The Social Reckoning gibi filmlerlde de başrol oyuncusu olarak karşımıza çıktı. Jeff Sneider'in aktardığına göre Wolverine, 2028'de çıkacak yeni X-Men filminde küçük bir role sahip olacak. Ancak daha sonra gelecek X-Men ve Marvel projelerinde çok daha önemli bir rol üstlenecek.

Jeremy Allen White'ın şu anda rol için görüşülen tek isim olup olmadığı bilinmiyor. Ancak gelen bu haber, Marvel'ın peşinde olduğu oyuncu profiline dair daha net bir fikre sahip olmamızı sağlıyor. Görünen o ki Marvel, diğer X-Men üyeleri gibi Wolverine karakteri için de görece genç bir isim arıyor. Ayrıca Hugh Jackman'ı kıyasla daha kısa bir oyuncu ile görüşülmesi, çizgi-romanlardakine daha yakın bir Wolverine tasviri görebileceğimize işaret ediyor.

Bu haber Yapay Zeka tarafından derlenmiştir. Görseller sahiplerine aittir.
Orijinal Kaynağa Git →